Ahmet Modak Sırtını Döndü Ağlarak

Harmanların kalktığı yaz sıcağında traktör şoförlüğü yapan Ahmet MODAK’ın traktör karserine dört çuval buğday konulur. Bu buğday çuvallarını komşu köydeki şahsın evine götürmesi istenir. Buğdayı alacak şahıs yaşlı olduğu için Buğday çuvallarını kaldıramaz olduğundan, bu yaşlı adamın buğdaylarını evinin istediği bir köşesine yerleştirmesini de şoför Ahmet MODAK’A tembihte bulunulur.
Ahmet MODAK söz konusu evin kapısı önünde traktörü durdurur. Avlu tipli geniş alanlı, iki oda, bir boşluktan oluşan evin garaj tipi geniş kanatlı, güya sokak kapısını çalar. Ahmet MODAK çaldığı kapı önünde bir müddet bekler. Az bir zaman sonra yetişkin geç bir kız, avlunun kapısını açar .
Ahmet MODAK açılan kapı aralığından evin içine girmeden, bu buğday çuvallarını nereye istif edebilirim diye, müsait yer arayışına göz atar. Ahmet MODAK’IN dikkatini çeken, avlunun kenarında paspas niteliğinde olan kirli bir kumaş parçası üstüne uzanmış yaşlı ihtiyar bir adamın, bitkin ölümcül bir şekilde uzanıp yattığını görür.

Ahmet MODAK; Kapıyı açan yetişkin kıza : Kızım babana sor bu buğday çuvallarını nere indireceğim? Evin kızı Ahmet MODAK’ın yüzüne donuk ve soluk bir bakış fırlatarak, konuşmadan kan çanağı gibi kızgın gözüyle başı eğik şekilde durur.
Ahmet MODAK karşısında donuk durup konuşmayan kıza ,sesini biraz daha sert şekilde yükselterek, kızım babaya söyle buğday çuvallarını nere yerleştireyim? Kız, bu seferde başı eğik şekilde, göz yaşını tutamadan için için ağlamaya başlar.
Ahmet MODAK bu kez daha sinirli bir üslupla kıza çıkışarak, kızım ben sana ne söyledim ki ağlıyorsun? Ben sana babana söyle buğday çuvallarını nereye yerleştireyim diyorum sen konuşmadan ağlıyorsun? n’oldu kızım? bunda ağlanacak ne var?
Kız ; bir kaç kesik nefes üst üste alarak başını kaldırmadan: Bu benim babam değil, bu benim Kocam, Kocam, Kocam, Kocam. Nasıl söyleyeyim? Hangi dille söyleyeyim sana nasıl diyeyim bu benim kocamdır. Başındaki tülbent ile göz yaşını silerek, burnunu çeke, çeke, kısık nefesle, boğuk ses tonunda yere çökerek, ne kocası? bu koca dert, koca dert buna koca değil koca dert denir. Diyerek ağlamaya başlar.
Ahmet MODAK içinden, buna baba da, koca da demek çokça zor. hakikaten bu koca, koskoca bir dert. Öldükten sonra da kalkacak gibi bir dert değil Demek ki, yalnız Azrail ruh almıyormuş diyerek, göz yaşları içinde sırtını dönüp traktörün başına geçer ..
Başta Dedik ya…..!
AHMET MODAK SIRTINI
DÖNDÜ AĞLAYARAK…!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Güzel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfagaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfagaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Urfagaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfagaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı İçin Hangi Adaya Oy Vereceksiniz ?
Tüm anketler