Keramet Sahipleri Nerede?


Basında edinilen bilgilere göre İsrail-Hamas arasında geçici de olsa ateşkes anlaşması sağlanmış durumda. Hatta karşılıklı esir takası bile yapılmakta. Elbette ki bir şekilde bu savaş sona erecektir. Zira hiçbir savaş sonsuza dek sürmez. Ancak ölen binlerce Filistinli sivillerin, masum çocukların ölmesine sebep olanlar, katliama seyirci kalanlar, bir hüneri olup da hünerini sergilemeyenler bu günahı nasıl ödeyecek?

Aklımıza kimler gelmiyor ki…

İstiklal Savaşında, Kıbrıs Savaşında Mehmetçiğe yardım eden yeşil sarıklılar…  2002 yılında Japonya’da oynanan ve yarı finale yükseldiğimiz Türkiye-Senagal maçında bizimle beraber topa vurduğu söylenen yeşil sarıklılar …

Kutsallık atfettiğimiz, önünde eğildiğimiz, el etek öptüğümüz, laf söylettirmediğimiz, toz kondurmadığımız, keramet sahibi şeyhlerimiz, gavslarımız… 

Manisa’daki depremi Doğuya gönderenler, Azrail’e tokat atanlar, Uzay mekiğinin vidasını gevşetip düşürenler, Allah’la konuşanlar, Allah’tan vahiy aldığını söyleyenler, tövbe seansı düzenleyenler, yanmaz kefen satanlar…

Bilumum keramet sahipleri bu savaşta neden yoktu? Veya kerametlerini mazlum Filistin halkından yana neden göstermediler? Yoksa masum çocukların ölmesinden hiç mi etkilenmediler. Yürekleri hiç mi sızlamadı?

Anlaşılan o ki tarih yine tekerrür edecek. Üç beş gün sonra savaş unutulacak. Ölenler kesesinden gitmiş olacak. Sözde keramet sahibi din bezirganları ise yine dini çıkar aracı olarak kullanmaya devam edecek.  

Bundan ders alacak mıyız?

Hayır!

Gerçek o ki din ticareti her çağda geçer akça olmuştur. Dünyanın her yerinde daima din bir “istismar aracı” olarak kullanılmıştır. Ortaçağ Avrupa’sında Papalar din kisvesi altında uydurdukları hurafelerle halkı kandırıyor saçma sapan af vesikalarıyla (endüljans) para karşılığı cennetten arsa satıyorlardı.

Günümüz Türkiye’’sinde de aynı şekilde halkın dini duyguları istismar edilerek sömürülmekte. Sözde keramet sahipleri işi öylesine abartıyorlar ki Peygamberin dahi bilmiyorum demeye mecbur tutulduğu (Enam:50) gaybı bildikleri yönünde ahkam kesmekteler.

Düne kadar “Hizmet hareketi” olarak bildiğimiz FETÖ terör örgütünün sinsi şekilde örgütlenip nasıl bir güce sahip olduğunu gördük. Bir başka tarikat şeyhinin vefatı sonrası dudak uçuklatan servetine tanık olduk.

Tekrar yineleyelim;

Tarihten ve yaşananlardan ders alıyor muyuz?

Hayır!

Biliyoruz ki İslam dini tevhit dinidir. FETÖ ve benzeri tarikat- cemaat yuvaları tevhitten sapmış oluşumlardır. Hz. Muhammed son peygamberdir ve başka peygamber gelmeyecektir. Hiçbir şeyhin, gavsın veya şahsın yazdığı kitap Kur’anı Kerim yerine geçemez. Mehdi ayakları, keramet sahipliği şarlatanlıktır. Bizim için iki kılavuz vardır. Kur’an ve sünnetler. Ne idüğü belirsiz kişilerin söz ve hareketlerine itibar etmemeliyiz

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Yalçın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfagaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfagaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Urfagaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfagaste değil haberi geçen ajanstır.



Anket Şanlıurfa Milletvekillerinin 3 aylık performansını nasıl buluyorsunuz?
Tüm anketler