Osmanlı Torunu Olmak! (2)

Osmanlı döneminde Türklerin hor görülmesi, aşağılanması divan edebiyatı şairlerin şiirlerine de konu olmuştur. Mesela;

-Geçen haftadan devam-

Osmanlı döneminde Türklerin hor görülmesi, aşağılanması divan edebiyatı şairlerin şiirlerine de konu olmuştur. Mesela;

Şair Baki;
 
“Her tac olamaz fakr-u fena şahına ser-taç
Türk ehlinin ey hace biraz başı kabadır” 

(Her tac yoksulluk ve yokluk ehline baş tacı olmaz. Ey hoca Türk toplumundan olanın başı kabadır, sultan olma yeteneğinden yoksundur) diye hakaret eder.

Şair Nef’i;

“O faziletle bak eşek Türk’e
Asrının hace-i efdalı görünür
Gider ol Türk-i dunı kim dahi
Torbasında seferceli görünür.

(O anlayışla bak eşek Türk’e, Çağının seçkin hocası görünür.  Uzaklaştır o aşağılık Türk’ü ki, Torbasında ayvası görünür –donunda götü görünür-)

Şiirin devamında ise; “Türk’e Hak çeşme-i idrakı haram etmiştir” (Tanrı Türk’e irfan çeşmesini yasaklamıştır) der.

Tarihçi Mustafa Naima Efendi Türkleri çoban köpeğine benzetir, “mel’un Türk” olarak niteler.

Hoca Sadeddin; “Akılsız Türk”, “Hilebaz Türk”, “Aptal Türk”, “Aşağılık türediler” diye nefretini kusar.

Divan-ı Hümayunda katiplik yapan devşirme Hafız Hamdi Çelebi; “Baban da olsa Türk’ü öldür, kanı helaldir” der.

Kanuni Sultan Süleyman’ın has şairlerinden Arnavut Taşlıcalı Yahya; “Soyu kuruyasıca Türk” diye mısralar düzer.

Moralı Seyyid Ali Efendi; “Türk-ü sutür” yani “Hayvan Türk” yakıştırması yapar.

Tokatlı Aşık Nuri Türk’ü hayvana benzeterek şöyle der;

“Türk’ün dilberidir gayretle inat
Şehir dili bilmez lisanı kubat
Kelamında eder Türklüğün ispat
Hayvan gibi gözün diker samana”

Saray sekreteri Kadimi mahlaslı şair ise;

“Türk’ü zannetme ki ola adem
Türk ile oturma durma bir dem” der.
 
(Türk’ü sakın insan sayma. Bir an bile olsa onunla gelme bir araya)

Türk’e hakaretler Osmanlının son dönemlerinde de devam eder.

1912 yılına ait Sebilürreşat dergisinde çıkan bir yazıda; “Türk” kelimesinin kullanılması dinsizlik, kafirlik sayılmıştır.

1913 tarihli Mecmua-i Ebuzziya dergisinin 94. Sayısında “Bizim Türklüğümüz sembolizmden başka bir şey değildir… Türk falan değil sadece Müslümanız” denilir.

Prof. Dr. Ahmet Naim 1913 yılında yazdığı “İslam'da Dava-i Kavmiye” isimli eserinde Türk’e kefen biçercesine; “Türk’ün geçmişini bilmesine, öğrenmesine lüzum ve ihtiyaç yoktur, gerekli olan şeriatı öğrenmektir” der.

1919-20 yıllarında Şeyhülislamlık yapan Mustafa Sabri Efendi Türklere “soysuzlar” yakıştırmasında bulunarak Türklükten istifasını şöyle açıklar; “Yalnız Müslüman ve insan olarak kalmak üzere Türklükten şeref ve izzetimle istifa ediyorum.”

(Şeref ve izzet sahibi Mustafa Sabri Efendi sanki memurluktan istifa ediyor. Yine o şeref ve izzet sahibi Mustafa Sabri Efendi Osmanlı Devletinin idam fermanı sayılan Sevr antlaşmasına onay vermiş, Türklerin Kurtuluş Savaşını kazanmasından sonra da1922 yılında İngilizlerin temin ettiği yük gemisiyle Mısır’a kaçmıştır.)

-Devamı haftaya-

15 Mar 2024 - 09:00 Şanliurfa/ Şanliurfa- Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Urfagaste Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Urfagaste hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Urfagaste editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Urfagaste değil haberi geçen ajanstır.

01

Hkhn - Padişahların bile Türklere bu tip söylemlerde bulunduğunu duymuştum.Bu kadar ilim ve irfan sahibi insanların demek ki bir bildikleri var, Neden Eceabat? Sebebini de yazsanız.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Mart 09:17